Bu gün ailece kalabalık bir şekilde denize gittik. Hava güzel, deniz sıcaktı ve iyi eğlendik. Ancak denizin kirliliğine mi - kumsalların haline mi yansan anlayamadım. Deniz kirliliği hat safhaya ulaşmış. Hatta yeğenimle yüzerken bayanın biri beni uyardı. "Az daha ilerde yüzerseniz çocuk mikrop kapmaz, dikkatli olunuz." diye. Kumsallar ise her yer çöp (tabi bu kirliliğinde kumsalları kullananların payı büyük). Şimdi gelelim konumuza. Daha önce ki yazılarımda da belirttiğim gibi Akçakoca'nın tek çıkış yolu turizm ve turizm böyle olmaz. Bu kirlilikle, bu gidişle hiç bir yol kat edemeyiz. Deniz kirliliğinin nedenleri araştırılmalı ve çözüme kavuşturulmalı. Bir diğer problem de yosunlar. Denizde belirli bölgelerde toplanan yosunlar kirliliği de üzerlerinde topluyorlar ve hiç hoş bir görüntü arz etmiyor. Çok basit bir çözüm ile halledilecek mesele insanları rahatsız ediyor. Çözüm; bir tekne kiralansa, her sabah denize girilen plajlar da sahil şeridinden 10 mt. lik ince bir ağ ile sahiller dolaşılsa bu yosun öbekleri toplanmış olur. Denizimiz de daha temiz bir görünüme kavuşmuş olur (en azından hafta sonları yapılabilir). Temiz Akçakoca derken en önemli kozumuz, denizimizin pis olması, bizim en kötü reklamımızdır. Sezon kısalığı gibi bir dezavantajımız var, ancak Ankara ve İstanbul’a en yakın tatil yörelerinden biri olan Akçakoca’nın şansı bu konuda çok yüksek. Kaliteli hizmet-bol eğlence, temiz çevre ve deniz ile kuzeyin Bodrum’u olmaya adayız (bunlar gerçekleştirilirse). Unutulmasın ki Türkiye’de turizmin ilk başladığı yerlerden biri Akçakoca’dır. Bodrum duyulmamışken Akçakoca vardı.
93248 defa okundu...







