Bir zamanlar çocuğun birine babası huylarından dolayı, sen adam olmazsın dermiş.
Çocukta kızıp evi köyü terk etmiş, yıllar sonra ülkeye padişah olmuş ve askerlerini gönderip babasını getirtmiş ki görsün oğlu ne oldu diye.
Askerler babasını getirmişler saraya, adam içeri girince şaşırmış tabi ihtişamdan, daha önce hiç saray görmemiş. Padişah ayağa kalkıp “Beni tanıyabildin mi?” demiş. Adam bakmış bakmış tanıyamamış. Padişah ben senin adam olamazsın diye azarladığın oğlunum demiş.
Adam da, A salak oğlum ben sana padişah olmazsın demedim ki adam olamazsın dedim, demiş.
Şimdi gelelim konumuza, Akçakoca adam olmaz.
Neden mi diye soranlara gülüyorum şu an. Hiç mi sokakta yürümüyorsunuz? Hiç mi araba kullanmıyorsunuz? Sayın Nazmi Çiloğlun’nun Çınar caddesini tam yazın ortasında kazdığından beri Akçakoca sehir içi yolları felaket.
Daha 2 gün önce şehir dışından gelen bir misafirin aracının lastiği çukura düşmekten dolayı patlamış, tamirdeydi. Sade lastik değil cant dahi bükülmüş.
Alın size parlayan kent Akçakoca. Parlatın parlatın kullanın.
Toki konutlarının giriş yolu aşikar,giriş bayırının dibinde açılıp kapanan çukur az daha derinleşirse insanlar arabalarını kucaklarına alıp indirecekler.
Sapak istikametinden gelirken Akçakoca Otelinin oradaki köprüyü geçtiğinizde Akçakoca’ya geldiğinizi anlıyorsunuz. Nerden mi? Yollar size hoş geldiniz diyor, arabanız başlıyor tangır-tungur sallanmaya. Bu mu sizin parlayan kentiniz?
Şehir içi lastikçi v.b. leri kaldırdılar çok güzel ama mobilyacılar sitesine giden (yeni sanayi) yola başkanımız hiç girmedi anlaşılan. Kent konseyi plastik poşetle uğraşıp dursun. Yollara hiç bakmasın.
Bana kimse demesin yolların oturması lazım, o lazım, bu lazım, mazeret beceremeyenlerin sancağıdır.
Akçakoca’dan adam olmaz. Turizm şehri hele hiç olmaz.