• Altın


    233,144
  • IMKB


    90186
  • Avro


    6,9689
  • Dolar


    6,1028
  • Akçakoca

DİYARBAKIR AÇILIMI NE ANLAMA GELMEKTEDİR

İ. Cahit AYDIN


2013-11-28

cahitaydin@hotmail.com
 

Gerçekten son Diyarbakır Açılımındaki resme nasıl bakacağız; altından mı, üstünden mi yoksa bütün mü bakmamız gerekiyor? Şimdililik her yönden bakarak olayları değerlendirelim isterseniz.

            İlk önce Mesut BARZANİ’DEN başlayalım acaba gerçekten kimdir, in midir, cin midir? Mesut BARZANİ; Emperyalist güçlerin destekleri ile Osmanlıya isyan ederek bağımsız Kürt devleti kurmak isteyen, Kuzey Irak’taki Barzan Köyüne yerleşmiş aslen Yahudi soyundan gelen çok rahat Kürtçe konuşan Kürtleşmiş Yahudilerden, Mustafa BARZANİ’NİN oğludur. Bağımsız Kürt Devleti bahanesini kullanarak, Büyük İsrail kurma hayallerinde ona düşen görevi yerine getiren Mesut Barzani şu anda Irak Yönetim Konseyi üyelerinden biri ve Kürdistan Bölgesi Başkanıdır. Barzani’yi o bölgede destekleyen Ülkelerden İran, Türkiye’nin parçalanıp güçsüzleşmesi ve Ortadoğu’da ki İslam Ülkelerinde hâkimiyetini kurmaya çalışmak için İsrail’le bile ortak hareket etmekten çekinmeyen kalleş bir ülke. Rusya, Kuzey Irak ve Suriye Bölgesinden sıcak denizlere açılmak, İngiltere ve Amerika’ya zarar vermek hedefindedir. Tabii ki İsrail, tek hedefi Büyük İsrail Devleti kurmak ve zengin toprakları ele geçirmektir. İsrail’e yularını kaptıran ABD, Dünya enerjisini kontrolüne almak isteyen sömürgeci bir devlettir. İngiltere ajanlarının cirit attığı bölgede sömürgecilik kültürünün yansımasını açıkça görülmektedir. Barzani’yi tam anlamıyla destekleyen İsrail’dir, amacı Büyük İsrail kurmak olduğunu herkesçe bilinmektedir. Bu hedefini gerçekleştirmek için Kuzey Irak’a Kürtleşmiş 1500 Yahudi İsrail’den göç etmiştir ve İsrail Bankası onlara Kuzey Irak’tan ve Türkiye’den toprak parçaları almaları için sınırsız kredi açarak desteklemiştir. Kuzey Iraktan koparılarak kurulacak Yahudi Kürt Devleti, Türkiye ile birleşerek sıcak denizlerin kapısını açmaya çalışacaktır. Bu sebeple yaklaşık 40 yıldır adi bir plan içinde Mersin’e ve İskenderun’a İsrail’in hedeflerini destekleyen ve kullanılmaktan haz duyan küçük bazı Kürt gruplar göç edip yerleşerek, sıcak denizlere açılacak bölgelerde hak iddia edeceklerdir. Daha sonra en ufak sebepten dolayı biz artık bütünlüğü kabul etmiyoruz diyerek tekrar bağımsızlığını ilan edecek sıcak denizlere açılan İskenderun ve Mersin’i Kürt Devletinin sınırlarında kabul ederek, İsrail’in planları doğrultusunda Türkiye’yi elini değmeden parçalama ve Arz-ı Mevud (Nil'den Fırat'a kadar olan bölge) sınırlarına sokmaktır.

Yanlış hareket etmemek için Barzani ailesinin geçmişini tarafsız olarak incelemek gerekir. Barzani ailesi 16. ve 17. Yüzyıllara kadar dayanmaktadır, bölgede yaşayan ailelerin en ünlülerinden biridir. Barzani ailesine mensup hahamların kurduğu Yahudi eğitim kurumları yüzünden, Yahudiler için de büyük bir itibara sahipti. Osmanlı arşivlerinde Milli Kürt Aşiretleri arasında yer almamakta, sadece Gayri Müslim aşiretler içerisinde yer bulmaktadır. 1960 da İsrail bir açıklamasında, Barzani aşireti için Nabukadnezar döneminde Kudüs’ten (Yuda’dan) sürgüne gönderilen kayıp kavimlerinden olduğunu bahsetmiştir.

Peki, hala PKK’yı kimler destekliyor acaba?  Herkesçe çok iyi bilinmeli ki, PKK bir Avrupa projesidir. Türkiye’ye bağlı oluşumların oluşmaması ve İslam Ülkeleri arasında Türkiye’nin güçlenmemesi için PKK İngiltere önde olmakla beraber Avrupa, maddi manevi desteklemiştir. Avrupa Köpeklerinin, geçmişi İmparatorluğa dayanan Türkiye’nin, Yeni Bir Dünya Gücü olmaması için elinden gelen her türlü pisliği üzerimizden eksik etmeyeceği kesindir. PKK hedefleri aslında Avrupa hedefleridir. Hedeflerine ulaşmak için Türkiye’nin, Avrupa Birliğinin istediği esnekliğe gelmesinden sonra birliğe girmesine izin verecek ve böylece PKK’nın rolü sona erecektir. Roma antlaşmasından dolayı Avrupa Birliğindeki Ermeniler üye ülkelerde serbestçe dolaşma ve ikamet etme hakkına sahip olmalarından dolayı Türkiye’nin istediği her yerine yerleşecektir. Bu durumda Avrupa Birliğine giren Türkiye’den İsrail, Güneydoğuyu isteyemez. Çünkü karşısında koskoca Avrupa Birliğinden toprak talep etmesi imkânsız olacağı için aslında İsrail PKK’ya karşı olmasına rağmen kendi çizgisine çekmek için gerekli zamanda yardım ve desteğini PKK’dan esirgememektedir.

Şimdi gelelim Türkiye’nin hedeflerine, dikkat ederseniz sınırlarımızda oluşan bu durum karşısında ne yapması gerekir diye bir soru sormuyorum, hedeflerini soruyorum. Yapılan savunmalar, sadece hedefsizliğe ve güç kaybetmesine yol açar. Hedeflerimiz, karşımızdaki hedeflerden çok büyük olmalı ki karşımızdakiler savunmaya geçerek hedefsiz ve güçsüz bir duruma düşsün. Türkiye çok büyük hedeflerin peşinde olduğu aşikârdır ve bu hedeflerden dolayı yukarıda saydığım Ülkelerin, savunmaya geçmesine sebep olmuştur. Artık Emperyalist dediğimiz Ülkeler hareket alanlarını küçültüp, güçsüzleşmekte ve birbirlerinin çıkarlarına ters düşerek kendi aralarında çatışmaya girmektedirler.

Eveeet Türkiye’nin politikası ve hedefleri nedir sizce? Daha önceki yazılarımda belirttiğim gibi artık Türkiye tüketici politikasından çıkmalı, üretici politikasına geçmeli. Ekonomisini, sanayisini, ticaretini geliştirmeli, kendi üreterek ihracata ağırlık vermelidir.

 İlk olarak Tayyip ERDOĞAN, Diyarbakır’a Mesut Barzani’yi niçin getirdi ve BDP yetkilileri bu resmin içerisinde neden bulunmadı? Yoksa Barzani yoldan geçiyordu da mı uğradı? Gerçek nedir sizce, muhalefetin küçük insanlarının dediği gibi Vatanı peşkeş çekmek mi, enerji bağımlılığı nedeni ile yularımızın sıkılması mı yoksa Sömürgeci Emperyalist Devletlerinin elini kolunu sallayarak Ülkemizi ve sınırlarımızı karıştıran çakalların istekleri mi?

En başta Türkiye, artık ‘Hasta Adam’ rolünden çıkıp, kendi ayakları üzerinde duran, gücünü küçümsemeyen       beyin ve teknoloji olarak kendini geliştirebilen, gerektiği zaman Vatan ve Millet için canını veren değil can alan güçlü bir Ülke olduğunun farkında olmalıdır. Yine dikkatinizi çekiyorum canını veren değil can alan diyorum! Artık bu millet can verme enayiliğini yapmayacaktır, can vererek düşmanlarımızı rahatlatıp, sevindirmeyecek tam aksine canından can alarak ezberleri bozacaktır. Birçoğumuz farkında değil ama Müslüman Ülke halkının %80’ nine yakını Türkiye’den artık yumruğunu sıkmasını masaya vurmasını bekliyor, gücümüzün onlar farkında ama bizler maalesef.

  Etrafımıza baktığımızda Hazar denizinden Kafkaslara, Afrika, Balkanlar, Asya, Ortadoğu Avrupa ve Asya topraklarının tam ortasında stratejik coğrafik üstünlüğünü bilmeli, bu üstünlüğünü çok iyi kullanmalıdır. Ancak bu coğrafik bölgelere açılan kapılar maalesef o kadar kolay açılacak gibi gözükmüyor. Ermenistan, Gürcistan (Rusya’dan dolayı), İran, Suriye’nin kapıları bize maalesef kapalıdır. Kafkaslara ulaşmak için Gürcistan üzerinden Hazar Denizi’ne oradan Kafkaslara kadar olan pazar yolumuz, Rusya’nın 2008’de Gürcistan’ı işgal etmesinden sonra Kafkaslara açılan kapımız kapanmıştır. Ermenistan, İran, Suriye sınırları keza belli... Aşağıdaki resimde Türkiye’nin sıcak pazarlara gitmesi sadece Deniz ve Kuzey Irak olarak gözükmektedir

Ayrıca Türkiye, enerjide (Doğalgaz ve Petrolde)  Rusya ve İran’a kökten bağımlıyız, elimiz mahkûm  çünkü enerjiyi mecburen ithal etmek zorundayız. İran’a yıllık ihracatımız 10 milyar dolardır ve bunun 7 milyon doları altın ihracatıdır. Altını, Avrupa’dan ithal edemediğinden dolayı, zorunlu olarak Türkiye’den almaktadır. Rusya bağımlılığı, Gürcistan’ı işgal etmesiyle kökleşme durumuna gelmiştir. Karadeniz ve Kafkaslarda ‘ İpin Ucu Puştun Elinde’ misali istediği ticaret kurallarını koymaktadır. Pekii bu dengesiz stratejik bağımlılıktan nasıl kurtuluruz?

Eveet şimdi gelelim Diyarbakır çıkartmasına, Hükümet niçin Barzani’yi sahneye çıkarttı sorusuna? Her şeyden önce olaylara ideolojik olarak bakmamak gerekir. Artık Osmanlı’dan sonra İngiltere’nin kurduğu düzeni bozmak için Emperyalist vizyona sahip dış politika takip etmeliyiz. Güçlü bir ekonomi, milli bir ordu ve bunların oluşması için güçlü bir istihbarata (kendi insanını değil dışarıyı takip eden) gereksinimi vardır. En yakın dostumuz olan ülkeler bile Türkiye’yi, kırılgan bir bütünlük içinde kendi kontrolünde büyütmek istiyor. Şimdi kızdığınızın farkındayım, Barzani’nin sahne meselesini unuttuğumu zannetmeyin. Yukarıda açıkladığım enerji bağımlılığından dolayı ve PKK’ya karşı, Barzani sahneye çıkartılmıştır. Amerika güdümündeki Kürdistan Bölgesi Başkanı Mesut Barzani’nin kontrolündeki petrol yataklarından faydalanarak enerji bağımlılığını kırmak, PKK’yla ve PYD ile çıkarları ters düşen ve çatışan Barzani’yi onlara karşı silah olarak kullanmaktır. Türkiye, başka adımlarla elini güçlendirmesi gerekir. Özellikle D-8 silahını işleme koymalıdır. Ama D-8 ile ortaya çıkması, rahmetli Erbakan Hocanın akıbeti gibi siyasi ömrünün sonunu mu yoksa geriye dönüşü olmayan bir yükselişi mi getirir. Ama burada kilit nokta Mısır ve İran’dır. İkili ilişkilerimizdeki sıcak savaş aşikârdır. Mısır’daki askeri darbe yüzünden ikili ilişkilerde bıçaklar çekilmiştir. İran ile ilişkilerimiz Suriye’deki kargaşa yüzünden ipler gerilmiş vaziyettedir. İki Ülke’de birbirlerinin hatasını beklemekte ona göre kendine yol çizmektedir. Son durumlara bakıldığında, D-8’i harekete geçirirsek nasıl birlik beraberlik sağlanacak, nasıl ortak harekete edilecek bir muamma!... Ayriyeten Rusya ve Çin hamleleri ile seçeneklerini genişleterek elini güçlendirmelidir.

Türkiye etrafındaki mayın tarlaları üzerinde, kritik hamleler ile karşısına çıkan engelleri savaşarak birer birer geçmekte, bu savaşta bazen yara almakta, bazen de zafer kazanmaktadır. Bu Milli mücadelede Millet olarak ortak hareket etmeli ve Hükümeti bu Milli hedeflerde yalnız bırakmamalıdır.

376367 defa okundu...
Diğer Yazıları

 

Facebook Sayfamız
YAZARLAR
VİDEOLAR
SON YORUMLAR
RASTGELE FIKRA

Elektrikli Sandalye

Elektrikli sandalyede ölümü bekleyen Temel yanındaki gardiyana; -Elimi tutar misun çok korkiyrum! ...
Yemek Tarifi

Acılı Ezme

acili-ezme

Pratik Pizza

pratik-pizza

Hollanda Patates Yahnisi

hollanda-patates-yahnisi
Haber Arşivi Künye İletişim  |     |
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları saklıdır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
| Kullanim Kosullari | Gizlilik Politikasi