Ülkemizde öğretmenlerimize verilen değeri azda olsa anlatan yılda 1 defada olsa öğretmenler haftası gerçekten çok anlamlı kutsal günlerden biridir.
Cumhuriyetin ilk yıllarında büyük önder Atatürk'ün yaptığı en önemli devrimlerden biride harf devrimidir.Atatürk Osmanlı döneminde kullanılan Arap alfabesini kaldırarak yeni yazı devrimini başlattı.Kendisi başöğretmenlik görevini üstlenerek milletimizin eğitim kadrosuna en büyük desteği verdi.Ata'nın başlattığı harf devrimiyle birlikte öğretmenlikte yeni şekil aldı.Eğitmen okulları açıldı buradan yetişen öğretmenlerimiz çoğalarak Anadolu'ya yayıldı.Tabi ki ilk harf devriminde uzun yıllar yeterli eğitmen yetişemedi.Okullarımızda yeni Latin harfleriyle eğitim, öğretmen olmadığı halde biraz bilenler ile mektep mezunları çocuklarımıza okuma yazma hocası olarak görevlendirildi.Benim ilk okula başladığım 1940-1950 yıllarında Ata'nın başlattığı başöğretmen sistemi devam ediyordu. Ülkemizde öğretmen ve okul yetersiz durumdaydı.Bir çok Anadolu köylerinde hayvan ahırları bile ilköğretim okulu oluyordu.Yine o yıllarda öğretmen yetersizdi ve hatta öğretmen olmayan kara cahiller bile öğretmenlik görevi yapıyordu.Tabi yokluktan ülke harpten çıkmış fakrı zaruret içindeydi. Beş sınıf bir oda ve öğretmenle veya öğretmen görevlisi tarafından yazı öğretiliyor, kitap okutuluyordu.1950 yılından sonra ilköğretimde güzel reformlar yapıldı.Artık öğretmen yetiştiren okullarımız hızla çoğaldı.Ancak tek sınıfta bir öğretmen görevi bazı kırsal kesimlerde yıllarca sürdü.
Sizlere eski dönemin küçük bir kritiğini yaptıktan sonra zamanımızda iyi eğitim almış öğretmenlerimiz görev yapmaktadır.İlköğretim 8 yıla çıkartıldı.Öğretmenlerimiz en az eğitim fakültesi mezunu oldu. Yinede her yıl binlerce öğretmenin tayinini yapılmasına rağmen halen okullarımızda öğretmen eksiği bulunmaktadır.Bir ülkenin en önemli sorunu eğitim öğretimdir.Zira teknoloji çağı öğretmenleri artık şunu bilmelidir ki evlatlarımızı ilerleyen teknolojiye göre en iyi şekilde yetiştirilmelidir. Artık cehaleti kovup eğitimli kültürlü devlet olmalıyız.Bugün hala bir çok illerimiz geri kalmışlığı yaşıyor.Bu illere ilimiz Düzce'de dahildir.Son yıllarda kaymakamlığımızın başlattığı çalışma ümit vericidir.Ancak tam olarak yeterli değildir.Bütün tedbirlerin başında öğretmenlerimizin sosyal durumunu geliştirmeli sık sık eğitim verilmelidir.Her kesimde olduğu gibi bazı öğretmenlerimiz çocukları iyi yetiştirebilmek adına çok özverili davranmaktadır.Hepimiz ana baba öğrenci velileriyiz. Burada misaller vererek olumsuzlukları anlatmak istemiyorum.Öğretmenlerimize en özel değerlerin verilmesi gerekir.Tabi bunun yanında ekonomik durumları da yeterli hale getirilmelidir.Bu iyileştirmelerin yanında sık sık denetim yaparak olumsuzluk yaratan başarısız öğretmen varsa onu hala eğitim kurumunda tutmak eğitime zarar verir.Günümüzde eğitime ayrılan ödenek her yıl çoğaltılmaktadır.Okullaşma artmaktadır. Eskiden bir çok şehrimizde orta okul yokken bugün tüm illerimizde üniversite vardır. Düzce'miz 1874 te ilçe olarak 300 e yakın köyü 5 büyük nahiyesi olmasına rağmen bir çok ilden kalabalık olduğu halde il yapılamadığı gibi 1958 yılına kadar bir lisesi yoktu.O zaman ben orta okulu bitirmiş ancak fakir aile olduğumuz için başka ilde lise okumaya imkanım yoktu.Bir gün tesadüfen Düzce parkında bir masada çağ içmekte olan Adnan Menderes hükümeti Eğitim Bakanını gördüm, koşarak yanına gittim.O zamanlar Yeni Düzce Gazetesi köşe yazarı idim.Bakanı selamlayarak “sayın bakanım size bir konuyu arz etmek istiyorum” dedim.Bakan sayın Celal Yardımcı buyur evladım diye bana hitap etti.Bende “Düzce'mizin bir çok ilden kalabalık bir ilçe olduğunu ben dahil fakir aileler çocuklarını başka illere gönderemediğini söyledim, ve Düzce'ye bir lise açamaz mısınız?” dedim.Çok hoşuna gitti bir dakika içerisinde evladım sene 1958 bu yıl Orta okulunuz bünyesinde Düzce Lisesini 1.sınıfı Eğitim Öğretime başlayacak müjdesini verdi.O yıl lise açıldı, değerli öğretmenlerimizin gününü kutluyor sağlık içerisinde başarılı yıl diliyorum.Kalın sağlıcakla.
38906 defa okundu...







