HAYATI PAYLAŞMAK Hayat şartlarımız o kadar hızlı değişiyor ki, üst üste yerleştirilmiş kibrit kutuları gibi evleri kendimize mekan ediyor ve buralarda yaşamaya çalışıyoruz. Bu evlerin konforuna diyecek hiçbir şeyim yok. Akıllı evler, her şey insanların rahatı için düşünülmüş, planlanmış ve yapılmış. Bu evlerde unutulan bir şey var; komşuluk….. Sosyal yaşamın yalnızca birkaç tanıdığın etrafında döndüğü, sabahın seherinde evden çıkılıp, neredeyse yatma vakti eve dönüldüğü büyük şehirlerde belki ekonomik olarak büyüme gösterilmişiz ama insanlığı da bir o kadar öldürmüş durumdayız. Bedenler yorgun, ruhlar yorgun durumda. Ne komşuya, ne komşuculuğa ayıracak vakit yok. Evler de buna müsait değil. Bir katta altı hane olduğunu biliyorlar ama kimler olduğunu bilen yok. ” Tuzum bitti, komşum biraz tuz verir misin” devri çoktan kapanmış. Asansörde karşılaştığın kişinin onuncu katta mı, yedinci katta mı oturduğunu bilmen mümkün değil. Hal böyle olunca asansörde o kişiye arkanı dönmek de de bir sakınca görmüyorsun. Selam vermiyorsun. Selam vermediğin için sana küsen kırılan da yok zaten. Kimse kimsenin girdisine, çıktısına karışmıyor. Yan dairede biri ölmüş kimin umurunda…Kolay yaşam dedikleri bu olsa gerek, özgür, yalnız ve mutsuz….. Küçük yerlerin ve kenar mahallelerin en sevdiğim yanı komşuluk ilişkileridir. Pencereni sonuna kadar açıp şöyle karşıki pencereden sana gülümseyerek “günaydın, nasılsın komşu” diyen, “haydi birlikte çay, kahve içelim” diyen,” seni solgun gördüm, hasta mısın, dur sana bir çorba kaynatayım” diyen ve mis gibi kokan dumanları üzerinde tüten bir tas çorba ile kapına dayanan komşuluğu paha biçilmez buluyorum. Küçük yerde yetişmiş ve bu ilişkileri tatmış biri olarak, bu yaşamı benimsemem mümkün değil. Küçük yerlerde apartmanda yaşayanlar hala komşuluk ilişkilerini sürdürmek için çaba gösteriyorlar. En azından birbirlerini tanıyorlar, birbirlerine selam veriyorlar. Birbirlerinin düğününde oynayıp, cenazelerinde ağlıyorlar. Gönül yorgunluklarını hafifletiyorlar. Hayatı paylaşıyorlar birlikte. İyi günün de kötü gününde yanında olan komşuluk ilişkilerinin neredeyse sonuna geldiğimizi anlasam da bu işime gelmiyor açıkçası. Yine selam vereceğim etrafıma. Komşumu çay içmeye davet edeceğim. Pişirdiğim yemeği, kurabiyeleri paylaşacağım. Derdimi, tasamı hafifleteceğim onlarla konuşunca. Bana ihtiyaçları olunca yanlarında olacağım. İnatla hayatı paylaşacağım…..
22198 defa okundu...







