• Altın


    233,144
  • IMKB


    90186
  • Avro


    6,9689
  • Dolar


    6,1028
  • Akçakoca

HEGOMAN DÜNYA GÜÇLERİNİN ORTADOĞUDA Kİ PROJELERİ

İ. Cahit AYDIN


2013-11-28

cahitaydin@hotmail.com
 

İsrail Dış İşleri görevlisi Oded Yinon’un yazdığı ve İsrael Shahak’ın  destek verdiği 1982’de ‘Bin Dokuz yüz Seksenlerde İsrail Stratejisi’ adlı hazırladığı stratejik planda, Ortadoğu’nun şu anda bulunduğu kargaşanın ipuçları, hemen hemen hepsi yer almaktadır. Planda, Büyük İsrail projesinin yerine getirebilmesi için İslam ülkelerinin parçalanarak küçük kukla devletlere bölünmesi gerektiği yazılmaktadır. Yinon'un kaleme aldığı stratejik plan; vaat edilmiş topraklara nasıl ulaşılacağına ve İsrail’in nasıl güvence altına alınacağı açık açık dile getirmiştir. Tabii ki Büyük İsrail projesinin yerine getirebilmek için de ancak Türkiye ve Ürdün’ün yardımlarıyla olabileceğini, bunun da ilk adımı Refahyol Hükümeti’nin bir an önce görevden uzaklaştırılması olduğu belirtiliyordu. Söz konusu planda hangi ülkelerin, hangi bölgelere ayrılacağı ve bu bölme işinde hangi unsurlardan yararlanılacağı ayrıntılı olarak anlatılmıştır.
 

Sözde Ortadoğu'nun Yahudi devletine güvenlik ve istikrar sağlayacak bu proje, bu bölgeyi yeniden inşa etmek için farklı gruplar arasında çatışma çıkartarak, ülkeleri parçalamak asla güvenlik ve istikrar getirmeyecektir.  Şöyle bir düşünelim, insanların birbirinin kanlarını dökerek ve hiçbir kazanını olmayan oluşan bir yapıda, Büyük İsrail, nasıl bir huzur, istikrar ve güvenlik içerisinde hayatını sürdürebilir. Bu noktada önemli bir soru ortaya çıkar, acaba İsrail Ortadoğu’da bu yapılanmada bütün insanların öleceğini veya sürüleceğini mi sanıyor yoksa sağ gösterip sol vurmak mı istiyor. Ancak konuyla ilgili uzman isimlerin %90’ını, Yinon'un yazdıklarının İsrail'deki "derin devlet"in gerçek stratejisi olduğu konusunda hemfikirdir.

Yinon'a göre Ortadoğu ülkelerinin hepsinde dini veya etnik yönden azınlık durumunda olan gruplar vardı.  İsrail ve sömürge devletlerin amaçları bu ülkeleri iç karışıklığa sürüklemek ve sonunda da parçalamak için bu azınlıklar arasındaki anlaşmazlıkları körüklemek bunları çatışmaya dönüştürerek,yer altı ve üstü zenginliklerini hakimiyeti altına almaktır.

Bertrand Russel Barış Vakfı eski genel sekreteri Ralph Schoenman ise Oded Yinon'un söz konusu raporunun sıradan bir belge olmadığını "İsrail'de gerek ordu gerekse haber alma örgütünün üst kademelerine egemen olan düşünce yapısını" sergilediğini söylemektedir.

Emperyalist Güçlerin politikalarında olan Kürt, Türk, Ermen gibi ırkçı, Müslüman, Hıristiyan, Sünnî, Şiî gibi  ayrılıkçı propagandalarla, kargaşanın ve anarşinin bataklığına saplayarak, sömürü alanını genişletmek, Ülkelerin milli ekonomi ve sanayilerle kendilerine rakip birer  güç haline gelmelerini önlemektir.

Bu belgede Amerika,  İngiltere( İsrail devletini kuran), Fransa ve İsrail gibi sömürgeci devletler, Arap dünyasını, doğal kaynaklarını çok rahatlıkla sömürdüğü,  üretmeyen sadece tüketim yapan, küçük, savunmasız güçsüz devletçiklerden oluşan bir  bölgeye dönüştürmek için Ortadoğu ülkelerindeki ayaklanma ve iç savaşlar planlamıştır. Büyük Ortadoğu  Projesi adı ile de planlarını uygulamaya sokmuşlardır. Daha somut olarak, projenin hedefi, Fas’tan Pakistan’a  kadar uzanan alandaki, 23 devletin işleyişini (rejimini), sınırlarını, değiştirmektir. 7 Ağustos 2003 yılında, Amerika Ulusal Güvenlik Danışmanı olan Condoleezza RICE, Washington Post gazetesinde yazdığı makalede: “23 ülkenin, sınırlarının ve anayasalarının (rejimlerinin) değişeceğini” yazmıştı. Acaba bu 23 ülkenin içerisinde Türkiye var mıdır,  varsa da sınırları mı yoksa anayasaları mı değişikliğe uğrayacaktır?  Bunun cevabı Oded Yinon’un stratejik planında açıkça dile getirerek, Türkiye aslında Sevr’de belirlenen Ermenistan, Kürdistan olmak üzere üç bölgeye ayrılmış gözüküyor.  Petrol zengini Irak’ın, küçük parçalara bölünmesi planlanan  ilk ülke olarak çekiç güçle uygulamaya geçilmiştir. Irak, üçe bölünerek; Güneyde Şiî, ortada Sünnî, kuzeyde,  Kürt devletleri (PKK devleti) olacaktır. Lübnan,  hurafe (mezhep) farklılığına göre, beş bölgeye ayrılacak gözüküyor; Katolikler, Marunîler, Müslümanlar, Dürzîler ve Şiîler, belli bölgelere  toplanacak, Suudi Arabistan, Mısır ve Libya’nın, üçer parçaya bölüneceği planları içerisine alınmıştır.

Suriye, en az dört parçaya ayrılacaktır, Kuzeyde  bir Alevî devleti oluşturulacak, Halep bölgesinde ise bir Sünnî devlet  kurulacaktı. Şam’da bir başka Sünni devlet ortaya çıkarılacak, İsrail  sınırında, bir Dürzî devleti kurulacaktı Suriye’nin bölünmesi; Irak, Suriye  ve Türkiye’nin güneydoğusunda, bir PKK devletinin kurulmasının yolunu  açacaktır. Neden PKK devleti diyoruz çünkü PKK oluşumu Emeni, Yahudi, İngiltere gibi devletlerin istihbarat yapılanmasıyla oluşmuştur.  Kürt kardeşlerimizi harcanacak, hiçbir değeri olmayan, ölümleri onlar için iç kargaşanın oluşması için kalıcı ayrıştırmacı nifakların ekilmesi yolunda kullanılan üst yapılanma da kendini Kürt olarak tanıtan aslında Ermeni, Yahudi soyundan olan adi, insan olma şerefini taşımayan bir yapılanma gerçeği ortaya çıkmaktadır. PKK devleti kurulursa, Türkiye’nin güneydoğusu da özellikle iç kargaşa yüzünden zayıflatarak bu yapılanmaya  katılacaktır, bizm Kürt kardeşlerimizde ‘Benim Kürt devletim’ diye parmağa bal sürdürerek çırpınsın dursun.

 Sömürgeci Hegoman Ülke Diplomatları, önlem alınmasın diye, yapacaklarını daha önce söyleyemezler, istedikleri “şey” gerçekleşmek, iş bitmek üzereyken somut bilgiler doğrultusunda açıklamasını yaparlar, bizim gibi hayal ve temennilerle siyaset yapmazlar.

Dananın ipi Suriye’nin parçalanarak, PKK Devletinin kurulmasından sonra kopacağı kesindir. Kurulduğu zaman Ortadoğu projesinin son noktasına gelmiş demektir. Artık Ortadoğu ele avuca sığmayan, pimi çekilmiş bombalarının üzerinde gezmek gibi güvenliğin anlamı olmayan bir bataklığa dönüşmesidir.

Şu anki durumdan kabahati İsrail, ABD, AB gibi ülkelerde değil, kendimizde aramız lazım. Yüzyıllara dayanan dünya hâkimiyeti devlet kültürü ile bu günlere gelen Türkiye, bu ezilmişlikten artık silkelenmeli, üzerindeki bu rehaveti acilen atmalıdır. Ortadoğu ve birçok Ülkelerde ki mazlum insanlar, Türkiye’yi kökeni İmparatorluğa dayanan, kendilerine öncülük edecek güçlü bir lider ülke olarak görüyorlar.

Peki bu projeleri bilen Türkiye ne yapmalı, stratejisi ne olmalı; her şeyden önce Ülkemizin, hükümetiyle, muhalefetiyle yani her kesimi ile ‘Yeni Bir Dünya Gücü’ hedefinde birleşerek birlik ve beraberliği sağlamalıdır. Bu birlikteliği sağlanması içinde ister hükümet olsun ister muhalefet olsun söylemlerinde ve siyasetlerinde ayrıştırıcı değil birleştirici yapıya gidilmelidir. Daha sonra Türkiye öncülüğünde Ortadoğu Ülkelerin Ortak siyası ilkeleri belirleyerek, bu siyâsi ilkelerin içinde Ekonomik, Askeri Güç, Para,  Kültür, Ticari, Teknoloji ve Sanayi İşbirlikleri ile ‘Hakkın ve Adaletin’ yanında olan , ‘Haksızlığa ve Adaletsizliğe’, (ABD, Avrupa, İsrail gibi Hegoman güçlerine) karşı yaptırım gücü olan ‘Yeni Bir Dünya Gücü’ oluşumuna gidilmelidir.

383730 defa okundu...
Diğer Yazıları

 

Facebook Sayfamız
YAZARLAR
VİDEOLAR
SON YORUMLAR
RASTGELE FIKRA

deli hali

bir delilerhastanesindeki onlarca delilerin yıllardır tüm gün dışarı bakıyormuş.Hastaneye yeni gelen doktor. doktor: hemşire hanım neden bunlar hep dışarı bakıyolar hemşire: bilmiyorum efendim ben baktım bişi yoktu.. doktor delilerin baktığı pencereye doğru gider ve dışar...
Yemek Tarifi

Kolay Çikolatalı Pasta

kolay-cikolatali-pasta

Biber Soslu Börek

biber-soslu-borek

Rus Salatası

rus-salatasi
Haber Arşivi Künye İletişim  |     |
Siteden yararlanırken gizlilik ilkelerini okumanızı tavsiye ederiz.
Tüm hakları saklıdır
İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz
| Kullanim Kosullari | Gizlilik Politikasi