Seçime az bir süre kala liderler vaatlerini ve politikalarını açıklıyor, birbirlerine saldırılar yapıyor, kasetler havada uçuşuyor. Biz de bu karışıklıktan seçebildiklerimizin fotoğrafını çekelim istedik.
CHP girişi iyi yapmasına rağmen şu an biraz yolu şaşırmış gibi duruyor. İlk açılışı herkese CHP diyerek yapan, mazotta indirim vaat eden, aile sigortası ile göz dolduran CHP Deniz Baykal tekniği güderek Başbakana vurmaya başladı ki popülaritesi artsın. Hal bu ki böyle yapacağına petrol, iletişim v.b. (özel tüketim ÖTV) üzerinden devam etseydi daha saygın bir köşeye oturacaktı. Bu akşam tüm tartışma programlarında artık işin suyunun çıktığı konuşuluyordu. Evet eski CHP gitmiş, bir yenilenme var, eski CHP gibi bize oy vermezseniz öcüler gelir demiyor artık bu olumlu bir şey ve beğeni kazanıyor ama daha dikkat etmeleri gerekiyor. Tansu Çiller de bu ülkede herkese iki anahtar vaat etmişti.
AKP ye gelelim, halinden gayet memnun, kedinden emin bir şekilde propagandasını yürütüyor ancak bir eksik var. Nedir mi dersiniz; AK Partinin bir vaadini göremedim ben dedikleri tek bir şey var “yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır” evet güzel diyorsunuz. Bir çok şeyi yaptınız, duble yollar, hastaneler, adalet sarayları v.b. , eminim yine yapmaya devam edeceksiniz ancak işin birde halk refah seviyesi boyutu var onunla ilgili bir şey vaat etmiyor. Nasıl mı demiyor, Kemal Kılıçdaroğlu gibi petrol 1,5 TL olacak demiyor, ama aynı AK Parti, Cem Uzanın kitaplar ücretsiz olacak demesinden ilköğretimde kitapları ücretsiz hale getirdi. Yani AK Parti özetle biz vergimizi almaya devam edeceğiz ama hizmetimizi de yapacağız diyor. Daha açık bir şekilde yakın bir gelecekte benzin 5 TL yi geçecek mazot da 4,5 civarına dayanacak diyor.
MHP ise benim gördüğüm kadarıyla ekonomik olarak aile sigortası (CHP ile aynı) dışında pek bir şey söylemiyor. Zaten kasetlerle başları bayağı bir dertte onlarla meşguller.
SAADET partisi geçen halka 100 milyar dolar aktaracağız dedi ve Erbakan zamanında uygulanan havuz sistemine dönüş olacağını duyurdu (benim görüşüm Erbakan’ın indirilmesinin sebebi olan havuz sistemidir). Bunlar güzel düşünceler.
HAS Parti ise yine Erbakan geleneğinden geldiği için aynı çizgide bir politika izliyor (Not: Benim görüşüm, Erdoğan olmasaydı başbakanımız Numan Bey olacaktı.) Vatandaşlık Maaşı, dolaylı vergilerin azaltılması, yerel kalkınma, tarıma destek gibi projeler sürüyor ortaya. Bu program için de 49 milyar TL paraya ihtiyaç olduğunu söyleyip bu paranın kaynağının olduğunu belirtiyor. Kendisi de bir iktisat hocasıdır.
Özet, ortalık toz duman, Türkiye önemli bir dönemden geçiyor, belki de ileriki 50 yılını etkileyecek bir seçimle yüz yüze (yeni anayasa, özgürlükler v.b.) ancak partilerin ekonomik olarak bizlere gösterdiği elle tutulur bir şey yok.
Sonuç; herkes oyunu dikkatli kullansın, seçimler sözün millete geçtiği zamanlardır. Oy verirken bir bakın size ne vaat ediliyor. Ekonomik olarak ne yapılacak, cebinize daha fazla mı yoksa az mı para girecek ya da işsiz bekleyen çocuğunuz iş sahibi olacak mı? Çünkü seçeceğiniz kişilerin böyle kaygıları yok, bu kaygılar sizin kaygılarınız. Bir bakın refah düzeyiniz artacak mı, sabit mi kalacak, yoksa azalacak mı.