Sigortalıyım, sigortalısın, sigortalı mı?
Akçakoca’mızda birçok işveren ve bu işletmelerde çalışan işçiler var. Peki, bu işçilerin sigortaları var mı?
Cevap; kiminin var kiminin yok.
Peki, neden böyle? Yasa kiminin olsun kiminin olmasın mı diyor?
Çünkü biz Türk milletiyiz. İşimizi bir şekilde kılıfına uydururuz. Minareyi çalmadan kılıfını hazırlarız. Sigortasız çalıştırılan eleman da eli mahkûm patronunu ihbar edemez.
Düşünsenize bir kere, patronunuzu ihbar etmişsiniz, patron bayağı yüklü bir ceza yemiş ve siz o işyerinde çalışmaya devam ediyorsunuz. Hiç hoş bir durum değil, çalışamazsınız da. Mecbur o işçi sigortasız çalışmaya devam edecek. Sigortasızlık insanlarımızın gelecek korkularını körüklüyor. Gençlerimiz 1 yıl orda, 2 yıl burada çalışıp sonuçta tekrar işsiz kalıyor. İşsiz kaldığında da eline bir şey geçmiyor, işsizlik maaşı da alamıyor.
Peki, sorun nasıl çözülecek?
Tabi ki devletin görevlendirdiği personel, işini yapacak. Kanunları kendisine göre yorumlamayacak. Gözümü kaparım, işimi yaparım demeyecek. Kimseye dokundurduğum falan yok, kimsede alınmasın. Benim bildiğimi, görevli kardeşim bilmiyor mu, görmüyor mu? Elbet biliyordur, bilmesi de lazım, işi bu.
Peki, sorun nerede?
Gittin işverene, adam dedi eleman yeni, al notunu, elemanın adını soyadını, bunun belirli bir süresi vardır, o süre bittiğinde git adamın başına, yaptın mı kardeşim bu kişinin sigortasını, diye bir sor. Bu arada böyle yapacağınızı önceden işverenlere bildirin ki, sonradan ceza yazma rekoruna koşmayın.
Başka bir şekilde de, diğer denetim yapan kamu kurumlarından yardım isteyin, örnekleri ülkemizde mevut. O işletmelere giden sade siz değilsiniz. Diğer kamu kurumlarında çalışan personellerde o işletmelere gidiyor, verin onlara da bir form (tabi prosedürü vardır) onlarda sorsun, rapor tutsun.
Valla vebal alıyorsunuz. Kanunun olduğu yerde, insanlar sigortasız çalıştırılıyor, kanun uygulayıcıları da bunu biliyor, ama etkisiz eleman.
Kimsenin, kimse üzerinden sömürü yapmaya hakkı yoktur, burası Türkiye Cumhuriyeti ve biz artık 1990 larda değiliz, 2011 yılındayız. Evet, sık sık hatırlatıyorum 2000 lerde olduğumuzu. Herkes uyansın diye. Devlet artık asli vazifesi olan denetmenliğe dönüyor. Tüm veriler artık bilgisayarlarda, her şeyin takibi mümkün.
Bir zahmet işveren kardeşim işçinin sigortasını yap, sen denetmen kardeşim takibini yap, orada çalışan işçide sosyal haklara sahip olsun, haftalık-yıllık izin v.b. . O kişide insan gibi yaşasın. On iki saat yerine 8 saat çalışsın, fazlasında mesai ücreti alsın.