Düşündürücü bir konu. Gelin beraber düşünelim biraz.
Öncelikle belgelerin yayınlanacağı ABD tarafından biliniyordu, hatta Newyork Tİmes gibi gazeteler ellerinde ki belgeleri yönetimden izin alarak parça parça yayınlıyordu. Wikileaksin eline geçen belgeleri de wikileaks yayınlıyor ne vardı bunda bu kadar büyütecek? Sizce ABD isteseydi bunu engelleyemez miydi? Hiç kuşkunuz olmasın ki engellerdi.
Şimdi gelelim Türkiye ve wikileaks ilişkisine. Sanki başka konu yokmuş gibi neden özellikle Türkiye ile ilgili bölümler seçilip yayınlanıyor?
Binlerce belge parça parça yayınlanırken Türkiye ile ilgili geride belge kaldı mı acaba diye merak ediyorum.
Olay o kadar açık ve net ki; anlamamak imkânsız. ABD artık el altından isteklerini söylemekten bıktı ve bunu apaçık ifşa etmek için belgeleri el altından sızdırdı.
Yani ne diyorum? Wikileaks belgelerinde ABD dünyadan isteklerini sıralıyor, şunu şunu yapmanız hoşuma gitmiyor, şunu şunu yaptınız hiç hoşlanmadım, ayağınızı denk alın, diye haber veriyor.
Şimdi gelelim yurt içine.
Türkiye, Sayın Cumhurbaşkanı Abdullah GÜL de dahil olmak üzere bir çok kişi bu ve buna yakın fikirler üzerinde duruyor. Ki, En çok İsrail’in işine yaradı diyenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor.
MHP genel başkanı Sayın Devlet BAHÇELİ ilk gün biz yurt dışı kaynaklı metinlerle Başbakanımızı itham altına sokmayız, kendisini tanırız demişti ve olumlu bir yol izlemişti. Tebrik ediyoruz, sorumlu siyaset diye buna denir.
CHP ise her ne kadar değişim içinde olsa da hala o eski şımarık çocuk edalarını üzerinden atamadı. Buyurun bunu sade ben söylemiyorum;
BBP Genel Başkanı Yalçın Topçu ; Konunun iç siyaset malzemesi yapılmamasını isteyen Topçu, "Gömleğinin fiyatını bilmeyen ama Çubuk Ovası'nda kurban pazarlığı yapan ana muhalefet partisinin sayın genel başkanına sesleniyorum, bu işi kaşımayı bırak, bununla ilgili yapıcı ol, yol gösterici ol, sorumlu ol, ülke pozitif muhalefetten de kazanabilir. Siz seçim yardımından 90 milyon TL para aldınız, bunun gereğini yap, hakkını ver, ortamı germe*." diye konuştu.
Nedense kimileri böyle güzel yapıcı siyaset peşinde koşarken, kimi çevrelerimiz de hala Deniz BAYKAL mantığıyla eleştir de ne söylersen söyle öneli değil, yeter ki eleştir çizgisini koruyor.
Ne diyelim, bu gün bana yarın sana, Sayın KILIÇTAROĞLU, top da yuvarlak Dünya da.
* 06.12.2010 Zaman